• Register

1.GÖNDERGESEL İŞLEV:

Bir ileti dilin göndergeyi olduğu gibi ifade etmesi için düzenlenerek oluşturulmuşsa dil göndergesel işlevde kullanılmıştır. Bu başka bir ifadeyle dilin bilgi verme işlevidir. Burada amaç, gönderge konusunda doğru, nesnel, gözlemlenebilir bilgi vermektir. Bu işlev daha çok kullanma kılavuzlarında, nesnel anlatılarda, bilimsel bildirilerde, kısa not ve özetlerde karşımıza çıkar.

ÖRNEK: “ Hegel’in felsefesinin çıkış noktası bilim değil, tarihtir.”

2.HEYECANA BAĞLI İŞLEV:

Bir ileti, göndericinin iletinin konusu karşısındaki duygu ve heyecanlarını dile getirme amacıyla oluşturulmuşsa dil heyecana bağlı işlevde kullanılmıştır. Bu işlev, göndericinin kendi iletisine karşı tutum ve davranışını belirtir. Bu işlevde çoğunlukla duygular, heyecanlar, korkular, sevinç ve üzüntüler dile getirilir.

Dilin göndergesel işlevinde nesnellik, heyecana bağlı işlevinde öznellik hâkimdir. Özel mektuplarda, öznel betimlemeler ve anlatılarda, lirik şiirlerde, eleştiri yazılarında dilin heyecana bağlı işlevinden sıkça yararlanılır.

ÖRNEK: “Ben bu davranışınızı etik bulmuyorum, siz yanlış davranıyorsunuz.”

3.ALICIYI HAREKETE GEÇİRME İŞLEVİ:

Bu işlevde ileti alıcıyı harekete geçirmek üzere düzenlenmiştir. İletinin bir çeşit çağrı işlevi gördüğü bu işlevde amaç, alıcıda bir tepki ve davranış değişikliği yaratmaktır. Propaganda amaçlı siyasi söylevler, reklâm metinleri, genelgeler, el ilanları genellikle dilin bu işleviyle oluşturulur. Dilin alıcıyı harekete geçirme işleviyle hazırlanan metinlerde gönderici, iletiyi alanı işin içine sokmayı, onu sorgulamayı ister.

ÖRNEK: “Sınıfı hemen terk et.”

4.KANALI KONTROL İŞLEVİ:

Bir ileti, kanalın iletiyi iletmeye uygun olup olmadığını öğrenmek amacıyla düzenlenmişse dil, kanalı kontrol işlevinde kullanılmıştır. Gönderici ile alıcı arasında iletişimin kurulmasını, sürdürülmesini ya da kesilmesini sağlayan bu işlevde iletinin içeriğinden çok iletişimin devam ettirilmesi olgusu ağır basar. Törenlerde, uzun söylevlerde, aile yakınları ya da sevgililer arasındaki konuşmalarda; dilin kanalı kontrol işlevini yansıtan iletiler sıkça kullanılır.

ÖRNEK: “Beni anladınız değil mi?”

5.DİL ÖTESİ(ÜST DİL)İŞLEVİ:

Bir ileti dille ilgili bilgi vermek üzere düzenlenmişse o iletide dil, dil ötesi işlevde kullanılmıştır. Dilin dil ötesi işlevinde iletiler, dili açıklamak, dille ilgili bilgi vermek için düzenlenir. Daha çok bilimsel metinlerde ve öğretme amaçlı konuşmalarda karşımıza çıkan ve “yani, demek istiyorum ki, bir başka deyişle” gibi sözcüklerde kendini gösteren dil ötesi işleve, günlük yaşamda da sıkça başvurulur.

ÖRNEK: “Beni yanlış anlamayın, ben bu sözcüğü mecaz anlamda kullandım.”cümlesinde ileti, dille ilgili bilgi vermek, başka bir iletiyi açıklamak üzere düzenlenmiştir.

6.ŞİİRSEL(SANATSAL)İŞLEV:

Bir iletinin iletisi kendisinde ise dil şiirsel işlevde kullanılmıştır. Dil bu işlevde kullanıldığında iletinin iletmek istediği husus, iletinin kendisindedir. Bu durumda ileti, kendi dışında herhangi bir şeyi ifade etmez, yansıtmaz. Obje iletinin kendisidir. Örneğin dilin şiirsel işlevde kullanıldığı metinler olan lirik anlatılarda ve şiirlerde şiirin amacı o şiirin kendisidir. Şiirsel metinler, kendinden başka bir şeyi ifade etmeye ihtiyaç duymaz, bir şiir sadece şiir olduğu için önemli ve anlamlıdır, yani şiirin gerçeği, şiirin kendisidir. Dilin şiirsel işleviyle kullanıldığı metinlerde gönderici alıcıda hissettirmek istediği etkileri uyandırmak için, dili istediği gibi kullanır, yani kendi özgün üslubunu oluşturmak için bir anlamda dili yeniden yaratır. Edebi sanatlardan, karşılaştırmalardan, çağrışım gücü yüksek sözcüklerden yararlanarak imgeler oluşturur, sözcükleri daha çok yan ve mecaz anlamlarda kullanır. Edebi metinlerde dil şiirsel işlevde kullanılır.

Dil ve konuşabilme yeteneği, insanoğluna yaratılışıyla birlikte bağışlanmış ve onu diğer canlılar üzerinde üstün kılmış en önemli özelliklerinden birisidir. İnsan adı verilen bu canlı türünün en üstün özelliği düşünebilmesi ve muhakeme edebilmesidir. Dil-düşünce ilişkisi ise, yüzyıllardan beri araştırılan bir konudur. Kimi dilbilimcilere göre, dil, düşüncenin evidir. Diğer bir söyleyişle, düşünce ancak dille oluşur ve yine dil sayesinde dış dünyaya aktarılır. Çok yeni sayılabilecek bir bakış açısına göre ise, adlandırma ve kavramlar olmadan düşünce üretilemez. Öyle anlaşılıyor ki insanı insan yapan bu iki temel özelliği, birbiriyle yakından ilgilidir.

Dil, bireye düşünce üretebilme, düşüncelerini dışa vurma, bilgi edinme, geçmişini hatırlama, gününü yaşama, geleceğine yön verme, kişiliğini kazanma, hayatını sürdürme gibi daha pek çok açıdan yardımcı olmaktadır. Bu yönüyle dil, daha çok bireyseldir. Çünkü, kişiliğimiz biraz da dilimizle kazanılır ve kişiliğimiz aslında dilimizde gizlidir. Dil, ferdî ve millî kişilik ve kimliğimizi bünyesinde barındırır. Dil, hayatın her safhasını kapsayan, her an onun içinde yaşadığımız genişçe bir dünyadır. Kısacası, dil, aslında hayatın kendisidir.

İnsanoğlu, toplu hâlde yaşamaya mecbur ve muhtaç olan bir canlı türüdür. Hiçbir insan tek başına yaşayamaz. İnsanların bir arada yaşayabilmeleri için, aralarında birtakım ortak özelliklerin bulunması gerekir. İnsanları bir araya getirip aralarında ortak duygusal bağlar kuran vasıtalardan birisi de dildir. Dilin insanlar arasında iletişimi sağlaması, onun çok küçük bir yönünü ifade etmektedir. Dil, asla mekanik değil, duygusal bir iletişim aracıdır. Dilin asıl işlevi, insanlar arasında doğal, duygusal ve ruhsal bağlar kurmasıdır.

Böylelikle diller, insan topluluklarını birbirlerine yaklaştırarak “millet” adı verilen sosyal kurumun oluşmasına zemin hazırlarlar. Bu yönüyle dil, milleti oluşturan bireyler arasında tam bir birleştirici unsur görevini üstlenir. Onları duygu, düşünce, hayal ve en önemlisi dış dünyayı algılama açısından birbirine yaklaştırır. Dil sayesinde ortak duygu, düşünce ve ideallere sahip olan bireyler arasında, aynı zamanda ortak bir şuur da oluşur. Bu şuur ferdî şuurun çok ötesinde millî bir şuurdur. Millî şuur ise, bir milleti ayakta tutan, geçmişini hatırlatan, değerlerini bugüne taşıyan, bugününü en güzel şekilde yaşatan ve bütün bunları kapsayacak şekilde geleceğe yön veren hareketlerin bütünüdür.

İleti, dilin göndergeyi olduğu gibi ifade etmesi amacıyla düzenlenerek oluşturulmuşsa dilin “göndergesel işlev”de; ileti, göndericinin iletinin konusu karşısındaki duygu ve heyecanlarını dile getirme amacıyla oluşturulmuşsa dilin “heyecana bağlı işlev”de; ileti, alıcıyı harekete geçirmek üzere düzenlenmişse dilin “alıcıyı harekete geçirme işlevi”nde; ileti, kanalın iletiyi iletmeye uygun olup olmadığını öğrenmek amacıyla düzenlenmişse “kanalı kontrol işlevi”nde; ileti, dille ilgili bilgiler vermek üzere düzenlenmişse “dil ötesi işlev”de ve iletinin iletisi kendinde ise dilin “şiirsel işlevi”nde (Poetik) kullanıldığı vurgulanır.

Edebî metinlerde, şiirsel işlevinin hakimiyetinde dilin diğer işlevlerinin de kullanıldığı belirtilir. Bazı metinlerde, birkaç işlevin birlikte kullanılabileceği sezdirilir. Dil “şiirsel işlevi”nde kullanıldığında iletinin iletmek istediği husus, iletinin kendisinde aranmalıdır. Bu durumda ileti kendi dışında herhangi bir şeyi, herhangi bir olguyu ifade etmez, yansıtmaz. Obje iletinin kendisidir. Ancak bu, iletinin insandan, hayattan ve yaşanılan dünyadan soyutlanması değildir. Burada sanata özgü gerçeklik vurgulanmalıdır.

 

 

ÜNLEMLER

Ünlemler, insanlığın kullandığı en ilkel sözcüklerdir.  Bunların da edat ve bağlaçlar gibi belli bir anlamları yoktur. Öyleyken, tek başlarına kullanıldıklarında bile cümle değeri  taşırlar. Ama çoğunlukla, kendilerini açıklayan bir cümlenin başında ya da sonunda yer alarak söz konusu cümleye belli bir duygu anlamı katarlar.

 

Ünlem türündeki sözcüklerle, genellikle, belli durumlar karşısında gösterdiğimiz anlık tepkilerimizi dile getiririz : “Şaşırma, korkma, uyarı, sevinme, üzülme, istemeye istemeye kabul etme, bıkkınlık, rahatlama, isteklendirme, aşırı beğenme, aşırı beğenmeme, onaylama, sesleniş, ayıplama, alay, küçümseme, özlem,  anımsama, acıma, yakınma” yalnızca ünlem kullanarak dile getirebileceğimiz anlamların bazılarıdır.

 

Ünlemleri ses ve sözcük halinde olmak üzere iki grupta inceleyebiliriz

 

Ses halinde olan ünlemler

Ses halinde olan ünlemlerin bazıları şunlardır  

 

A!(aaa!), e!(ee!), O! (Ooo!), Of!(Off...!), Uf!, Ah!, Ha!, Hay!, Tu!, Tü!, Eh!, Ay!, Ya!, Oh!, Tüh!, Üf!...

 

O! Nereye böyle? (şaşma, şakınlık)

 

Ooo! Hoş geldin Ayşeciğim. (Beklenmezlikle birlikte sevinme)

 

Vah zavallı adam!... (Acıma)

 

Haa..! Unutmuşum yahu! (Hatırlama)

 

Ah, şu insanlık! (Kızma, hoş görmeyiş)

 

Eh, hayırlısı neyse o olsun! (Kabullenme)

 

Eee..., Fazla uzun ettin! (Bıkkınlık)

 

Sözcük halinde olan ünlemler

Sözcük halinde olan ünlemlerin bazıları şunlardır. 

 

Aman!, Aman tanrım!, Eyvah!, Haydi!, Bravo!, Yazık!, Sakın!, Yaşa!, Allah!, Yarabbi!, Hoppala!, Hop!, Yuh!...

 

Eyvah, cüzdanım yok! (şaşkınlık, korku)

 

Aman, bırak gitsin! (Bıkkınlık, usanç)

 

BravoBravo! Büyük başarı. (Takdir etme, övme)

 

Hoppala, bir de bu çıktı. (Beklenmezlik)

 

Sakın o odanın kapısını açmayın! (Uyarı)

 

Yazık pek de gençmiş! (Üzüntü)

 

Tanrım, bana yardım et! (Yakarış)

 

 

 

KURULUŞLARINA GÖRE CÜMLELER

 

Düz (Kurallı) Cümle : Yüklemi sonda olan cümlelere, kuruluşları yönünden, düz cümle denir.

 

Örnek :   

            Günler günleri, aylar ayları kovaladı.

            Sembolistler, anlamdan çok şiirde ahenge önem vermişlerdir.

Kısa ve özlü sözle, çok şey anlatma sanatına icaz denir.

            Önemli olan etkiyi aşmak, kendine özgü bir şiire ulaşmaktır.

 

Devrik (Kuralsız) Cümle : Yüklemi sonda olmayan cümlelere devrik cümle denir. Devrik cümlede yüklem başta da ortada da olabilir, ama sonda olamaz. Kurallı cümlelere göre daha akıcı olduğundan, devrik cümleler genellikle şiir türünde kullanılır.

 

Örnek :

            Neden böyle düşman görünürsünüz, yıllar yılı dost bildiğim aynalar?

            İki kapılı bir handa, gidiyorum gündüz gece.

            Gezer bağdan bağa, çoban çeşmesi.

            Gördüğüm, sihirbaz gibi geçtiğini üç kızın.

 

Ara Sözlü Cümle : Bir cümlenin anlamına açıklık getirmek amacıyla, o cümlede açıklayıcı bir söz ya da bir cümle kullanılır. Bu açıklayıcı unsurlar söz biçimindeyse ara söz, cümle biçimindeyse ara cümle adını alır. Ara söz, yüklem dışında daima bir öğenin açıklayıcısı olarak kullanılırken o öğeyle aynı görevde bulunur.

 

Örnek :

§   Sınıftaki birkaç kişi, tembel olanlar, bu duruma itiraz etti.

§   Bu işe Ayşe’yi – herkesin dedikodusunu yapan o kızı - karıştırmayın.

§   Sana, en yakın arkadaşıma, güvenmekle hata etmişim.

 

Ara cümle ise yalnızca cümlenin anlamına açıklık kazandırır. Cümlenin herhangi bir öğesi olamaz.

 

Örnek :        O zaman vecd ile bin secde eder – varsa – taşım.

       Ülkemiz, üç yanı denizlerle çevrilidir, yavaş yavaş çöle dönüyor.

       Bizim patron, yalnızca gördüğüne inanır, bu dedikoduya inanmayacaktır.

 

UYARI : Ara söz ve ara cümlelerin başında ve sonunda ya “, ...,” ya da “- ... –“ işaretleri kullanılır. Ara söz ve ara cümlelerin cümleden atılması cümleyi biçimsel yönden etkilemez, yalnızca anlamı etkiler.

 

 

Kesik (Eksiltili) Cümle :  Başta yüklem olmak üzere herhangi bir öğe (özne, nesne, tümleçler) anlatıdan düştüğünde eksiltili cümleler oluşur.

Eksiltili cümle çoğu zaman bir sorunun karşılığı olarak kullanılır.

 

Örnek :

-          Ali geldi mi?

-          Gelmedi.

-          Kitabı beğendin mi?

-          Beğendim.

-          Sinemaya gidelim mi?

-          Gidelim.

-          Kim okuyacak?

-          Ben.

 

Eksiltili cümlede bir olgunun önemi  belirtilebilir veya bir konuya dikkat çekilebilir. Ancak bu, genel olarak yüklemin düşmesiyle ortaya çıkar.

 

Örnek :

Haydi çocuklar bize (gidelim).

Ev yapacaksan tuğladan (yap), kız alacaksan Muğla’dan (al).

Tarlayı taşlı yerden, kızı kardeşli yerden (alma).

Kimi zaman, ki bağlacından sonra gelmesi gereken sözler kullanılmaz. Anlatım güç kazanır ve eksiltili cümle oluşur.

 

Örnek :

 

         Ona öyle bir baktım ki...

         Adam içeri bir girdi ki...

 

 

 

 

YÜKLEMLERİNE GÖRE CÜMLELER

 

Bir cümlenin yükleminde çekimli bir eylem ya da ekeylemle çekimlenmiş bir ad veya ad soylu sözcük olabilir. Bu sözcük türüne göre cümleler iki grupta incelenir.

 

Ad (isim) Cümlesi :

Yüklemi ekeylemle çekimlenmiş bir ad ya da ad soylu sözcüğün bulunduğu cümlelerdir.

 

Örnek :

            Bu yaşlı kadın, olayın tek tanığıymış.

            Çalışmak, başarının temelidir.

            Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır.

            Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.

 

Eylem (Fiil) Cümlesi : Yüklemi çekimli bir eylem ya da eylem grubu olan cümlelerdir. Her türlü hareket iş, oluş eylem cümleleriyle karşılanır. Bu nedenle eylem cümleleri, ad cümlelerine oranla daha fazla kullanılır. Örnek :     Bir adım daha yaklaşınca tanıdım.

                        Anlattığı fıkralarla çocukları güldürdü.

                        Bu kazağı değil, kırmızı olanı tercih ederim.

                        Uçtuk Mohaç ufkunda görünmek hevesiyle.

 

 

YAPILARINA GÖRE CÜMLELER

Bir cümle yapısı yönünden, içinde taşıdığı yargı sayısına göre incelenir.

 

Basit Cümle : Bir duyguyu, bir düşünceyi gösteren; kısaca bir tek yargıyı anlatan cümleler yapıları yönünden basittir. Basit cümleler yan cümle ve iç cümle içermez.

 

Örnek :

         Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.

         Kahvaltıdan önce tüm öğrenciler, ellerinde süpürgeler, derslikleri ve spor salonunu temizliyorlar.

 

Bileşik Cümle : Birden çok duygu, düşünce ve yargıyı anlatan cümleler yapıları yönünden bileşiktir. Bileşik cümlelerde bir temel cümleyle, bir ya da birden çok yan cümle bulunur. Böylece aynı cümlenin içinde birden çok yargı oluşmuş ve bileşik cümle ortaya çıkmış olur.

 

Örnek :            Yazın başı pişeninkışın aşı pişer.

                Yan Cümle          Temel Cümle          

 

Bileşik Cümle Şu Yollarla Yapılabilir :

 

Eylemsilerle Kurulan Bileşik Cümle : Yan cümlesi eylemsilerle (adeylem, sıfateylem, bağeylem) oluşan bileşik cümlelerdir.

 

Örnek :

Oraya gitmek için / sabah erken kalkmalıyız.

   Yan cümle                  Temel Cümle

Erken kalkan / yol alır.

Yan cümle       Temel cümle

Onu gördükçe / yüreğim sızım sızım sızlıyor.

   Yan cümle                  Temel Cümle

 

UYARI : Bir cümledeki yan cümle sayısı, eylemsilerin temel cümlenin yüklemiyle kurduğu anlam ilişkisine göre belirlenir. Temel cümlenin yüklemiyle doğrudan anlam ilişkisi kuramayan eylemsiler yan cümle olarak kabul edilmez.

Aşağıda verilen örneği bu açıklama ışığında inceleyelim :

Kapıdan çıkışını / sokağın köşesini dönüşünü / yerden gazeteleri savuran rüzgara karşı güçlükle karşı koyuşunu / görüyorum.

Yukarıdaki cümlede dört eylemsi olmasına karşın üç yan cümle bulunmaktadır. Bu cümledeki yan cümlelerin yüklemle bağlantısını incelersek :

Kapıdan çıkışını (görüyorum)

Sokağın köşesini dönüşünü (görüyorum)

Yerden gazeteleri savuran rüzgara karşı güçlükle karşı koyuşunu (görüyorum)

“savuran” sıfat eylemi rüzgarı nitelemiş ve sıfat olmuştur. Ancak “görüyorum” yüklemiyle bir anlam ilişkisi oluşturmadığı için yan cümle kurmamıştır sadece eylemsidir.

 

İç Cümlelerle Kurulan Bileşik Cümle : Yan cümlesi iç cümleden oluşan ve bu yan cümlenin temel cümleye herhangi bir öğe göreviyle bağlandığı cümle yapıca bileşik cümledir.

 

Örnek :           

 

            Adam, karısına, sen bu işe karışma, dedi.

                                      İç cümle

 

Çocuktur, düşe kalka büyür.      

İç cümle

 

Sinemada Güneş Erken Doğar’ı izledik.

                                   İç cümle

Koşullu Bileşik Cümle : Yan cümlesi dilek koşul kipiyle (-se, -sa) kurulan ve temel cümleye koşul ilgisiyle bağlanan cümlelere koşullu (şartlı) bileşik cümle denir.

 

Örnek :

Oraya bir daha gidersen / karışmam.

         Yan cümle                 Temel Cümle

Seni ararsa / ona kızdığımı söyle.

  Yan cümle       Temel cümle

Ne kadar uğraşırsan uğraş, / babadan kalma bir şeyler yoksa / zengin olamazsın.

       Yan cümle                               Yan cümle                               Temel Cümle

 

“Ki” Bileşik Cümle : iki cümlenin “ki” bağlacıyla birbirine bağlanmasıyla oluşan bileşik cümlelere denir.

 

Örnek :

Öyle bir bağırdım ki sesimden ben bile ürktüm.

     Yan cümle                 Temel cümle

Şimdi çalışıyor olmalılar ki hiç sesleri çıkmıyor.

     Yan cümle                         Temel cümle

Bekle        ki istediğini bulayım.

Yan cümle       Temel cümle

UYARI :  “ki” den sonraki yancümle temel cümlenin bir öğesi olabilir.

 

Örnek :

Bu işin sonunun gelmeyeceğini anladım.

Anladım ki bu işin sonu gelmeyecek.

     Belirtili Nesne              Yüklem

 

“Mi” Soru Edatıyla Kurulan Bileşik Cümle : Yan cümlesi “mi” soru edatıyla kurulan ve temel cümleye koşul ilgisiyle bağlanan bileşik cümlelerdir. Örnek :

İlkbahar geldi mi / doğa yemyeşil olur.

    Yan cümle            Temel cümle  

Elimdeki işi bitirdim mi  /  hemen tatile çıkarım.

    Yan cümle                        Temel Cümle

 

UYARI : “mi” soru edatıyla kurulan yan cümleler, temel cümleye zarf tümleci göreviyle bağlanır.

 

Sıralı Cümle : Sıralı cümleler, kuruluşça bağımsız cümlelerin öğe ortaklığı ya da bağlanış özelliğinden dolayı bir araya getirilmesinden meydana gelir.

Bu özelliklerine göre sıralı cümleleri iki gruba ayırarak inceleyebiliriz:

§   Bağımlı Sıralı Cümleler : Herhangi bir öğesi ortak olan (yüklem hariç) cümlelere bağımlı sıralı cümle denir.

 

Örnek :

            Bu şarkı, dillerden düşmeyecek, yıllar boyu söylenecek, hiç unutulmayacak.

            Çocuğu yanına çağırdı, saçını okşadı, kucağına aldı.

 

§   Bağımsız Sıralı Cümleler : Hiçbir ortak öğesi olmadığı halde, anlamca birbirini tamamlayan, anlamca birbirinin devamı niteliğinde olan cümlelere bağımsız sıralı cümle denir.

 

Örnek : At ölürmeydan kalıryiğit ölürşan kalır.

                                       1             2                 3               4

         Öğrenciler top oynuyoröğretmenler bahçede çay içiyordu.

                               1                                      2

 

Bağlı Cümle : “Ve, veya, ya da, ile, fakat, ama, çünkü” gibi herhangi bir bağlaçla birbirine bağlanan yargılara yapıları yönünden bağlı cümle denir.

 

Örnek :

Ortalık kakarınca lambayı yaktı ve mutfağa geçti.

1                                                    2

Okula gelemedi çünkü çok hastaymış.

1                                        

Oraya gider gitmez beni arayacaktı fakat aramadı.

                        1                                         2  

Sıralı Bağlı Cümle : Virgül ya da noktalı virgülle ayrılan, aynı zamanda birbirine bağlaçlarla bağlanan cümleler sıralı bağlı cümle adını alır.

 

Örnek :

Gençtim, bekardım ve İstanbul’da bir yurtta kalıyordum.

    Sıralı cümle.

                        Sıralı bağlı cümle

 

 

ANLAMLARINA GÖRE CÜMLELER

Cümleler, anlamları yönünden cümlede anlam ünitesinde ele alınıp incelenmiştir. Biz bu bölümde yalnızca örneklerle bu cümleleri tekrar edelim.

 

Olumlu Cümle :

 

Örnek  :          

 

Her şey gibi bu acı da unutulup gider bir gün.

Senin ne dolaplar çevirdiğini bilmiyor değilim.

 

Olumsuz Cümle :

 

Örnek :

 

Kim demiş, onun tembel bir öğrenci olduğunu.

İnsan vatanına hizmet etmekten usanır mı hiç.

 

Soru Cümlesi : 

 

Örnek :           

 

Davet etsek bizim eve gelir mi dersiniz?

Bu soruyu hangi yoldan çözeceksin?      

 

Koşul (Şart) Cümlesi :

 

Örnek :

 

Derdini söylemeyen derman bulamaz.

Ona baktıkça seni hatırlıyorum.

 

Dilek (İstek) Cümlesi :

 

Örnek :

Biz de onunla gidelim.

Hayırlısıyla askerliğini bitirip gelsin de...

 

Emir (Buyruk) Cümlesi :

 

Örnek :

 

Burayı derhal terk edin.

İşini bitirir bitirmez yanıma gel.

 

Ünlem Cümlesi :

 

Örnek :           

 

Tüh, nasıl unuttum!

İmdat, kurtaran yok mu!

 

 

 

1. ÖZNE - YÜKLEM UYUŞMAZLIĞI (ÖZNE EKSİKLİĞİ)

 

Birleşik ya da sıralı cümlelerde görülür. Birinci cümleye uyumlu olan özne ikinci cümleyle uyuşmaz.  Bu da anlatım bozukluğuna yol açar.

 

·          Öğretmenimizin işi çıktığından yarınki geziye katılamayacak.

 

·          Bu tür dergilerin sayısı azalıyor, okunmaz oluyor.

 

·          Herkes onunla alay ediyor, bu işin olacağına inanmıyordu.

 

·          Kimse başkalarının menfaatini düşünmüyor, kendisi için çalışıyor.

 

·          Çocuğa istediği oyuncağı alıyoruz, bir saat sonra kırılıyor.

 

·          Çiçek hiç sulanmıyor, yine de solmuyor.

 

·          Kapıya sert bir darbe vurunca büyük bir gürültüyle düştü.

 

·          Arabanın tekeri patlamış; bu şekilde gitmez.

 

·          Oğluna ne kadar para verirse versin hiç düşünmeden harcıyormuş.

 

·          Sınıftakilerin hiçbiri eve gitmek istemiyor, sürekli soru çözüyordu.

 

·          İşçilerin en büyük güvencesi sendikadır ve ondan çok şey beklemektedir.

 

·          Evi boyatacağız, zamanı gelince de satılacak

 

·          Şiirlerinde bol bol abartılmış sözcükler seçmesi yüzünden hitabet havası taşımaktadır.  (96)

 

·          Hiçbiri –Ali Suavi’den başka- ülkede bir ayaklanmayı düşünmemiş, padişaha bağlılığı kutsal bir görev saymıştır.

 

·          Cephane nöbetçisinin silahı elinden alındı ve soyuldu.

 

·          Yazarın Moller’den yaptığı bu çevirideki bazı hatalar düzeltildi ve yeniden basıldı.

 

 

 

2. ÖZNE–YÜKLEM UYUŞMAZLIĞI      

     (TEKİLLİK–ÇOĞULLUK )

 

İnsan dışındaki varlıklar çoğul olup özne olarak kullanıldıklarında yüklemler tekil olur.

 

·          Kuşlar atılan yeme üşüştüler.

 

·          Çözemediğimiz sorunlar bizi hayattan bıktırdılar.

 

·          İkisi birden bana güldüler.

 

·          Bahçedeki kediler bütün gece miyavlaştılar.

 

·          Bahçedeki çiçekler solmuşlar.

 

·          Bu tür duygular gözlerimi yaşartırlar.

 

·          Taze meyve çiçekleri, tomurcuk zambakları soğuğa yenildiler.

 

·          Hepsi bu akşam sinemaya gidecekler.

 

Not:  Yüklem;      

                         Ben – Sen

                         Ben – O

                         Ben – Siz

                         Ben - Onlar                 

şahıslardan oluşuyorsa yüklem daima birinci çoğul şahsa göre çekimlenir.

 

·          Tarlaya Ahmet’le ben gideceğim. (gideceğiz)

 

·          Ben ve sen daha önce bu filmi izlemiştin. (izlemiştik)

 

·          Ben ve o bu konuda acelece davrandı. (davrandık)

 

·          Bu bahçenin elmalarını kardeşimle ben toplarım. (toplarız)

 

·          Bayram tatilinde köye Tarık ve sen gideceksin. (gideceksiniz)

 

·          Yeryüzünde bir sen bir de ben varım. (varız) (1995)

 

·          Kardeşim ve ben onu uzun zamandır görmedim. (görmedik)

 

 

 

 

3. ÇATI    UYUŞMAZLIĞI

   

Birleşik ve sıralı cümlelerde aynı özneye bağlı olan yüklemlerin  aynı çatıya sahip olması gerekir.

 

·          Bahçedeki zararlı otları yolarak bir yere yığılmalıdır.

 

·          Bütün konular iyice tekrarlamadan anlaşılmaz.

 

·          Evden çıkıp (çıkılıp) dershaneye gidilirken birkaç minibüs değiştirilir.

 

·          Dizeleri sadeleştirerek dizelerdeki söz sanatları bulundu.

 

·          Gazetelere göz gezdirerek olay hakkında  bilgi edinmek istendi.

 

 

4.  YÜKLEM    YA DA  YARDIMCI    

      EYLEM EKSİKLİĞİ

 

Birleşik ya da sıralı cümlelerde öğelerin ortak kullanılmak istenmesinden kaynaklanır.

 

·          Köydeki işlerin ağır olanlarını biz, yorucu olmayanlarını da kadınlar yapar.

 

·          80 yaşındaki dedem sağlığını süt, yoğurt ve sigaradan uzak kalmasına bağlıyor.

 

·          Tereyağını tam sağlıklı ve yaşlı olmayan kimseler yiyebilir.

 

·          Kravatını ve ceketini giyip çıktı.

 

·          Olaydan büyük üzüntü duyduğunu, suçluların cezalandırılmasını istedi. (2000)

 

·          Ekmekleri kızarttı, çayı ve yumurtaları pişirdi.

 

·          Televizyon izlerken sigara ve çekirdek yiyor, bir yandan da soru hazırlıyordu.

 

·          Hangisinin başarılı, hangisinin başarılı olmadığını öğreneceğiz.

 

·          Sinemada gazoz ve çekirdek yemek yasaktır.

 

·          Yoksul görünümlü biriydi bu. Boyu kısa bedeni de pek biçimli değildi.

 

·          Arkadaşlar tiyatroya biz sinemaya gittik.

 

·          Bizi az ya da hiç tanımıyor.

 

 

5.KİP – KİŞİ – EKEYLEM EKSİKLİĞİ YA DA FAZLALIĞI

 

Sıralı ve bağlı cümlelerde yüklemler aynı kip ve şahısla çekimlenmişse kip ve kişi eklerinin her fiilin sonunda kullanılması gerekmez. Bu durum ekeylem içinde geçerlidir.

Yine sıralı ve bağlı cümlelerde ekeylem eksikliği de anlatım bozukluğuna yol açar.

 

·          Ses tonu iyi; ancak sözcük seçiminde başarılı değildi.

 

·          O devirde buralar çok kalabalıkmış ve hareketliymiş.

 

·          Ayağındaki ağrı çok fazla, morali bozuk değildi.

 

·          Önce kendini düşünen biri; ama kötü bir insan değildi.

 

·          Yoksul görünümlü biriydi bu. Boyu kısa bedeni de pek biçimli değildi.

 

·          Kendisi orta boylu; ama şişman değildi.

 

·          Akıllı; ama çalışkan değildi.

 

·          Zaman zaman uğruyorum, seni arıyorum; fakat bulamıyorum.

 

·          Fikirlerinde ısrarcı; ama inatçı değildi.

 

 

 

6.SÖZCÜKLERİN YAPISAL YANLIŞLIĞI

 

Günlük konuşmalardaki kelimelerin olduğu gibi yazıya aktarılması anlatım bozukluğuna yol açabilir.

 

·          Muhtar köyde aynı zamanda bakkalcılık yapıyordu. (bakkallık)

 

·          Anlatım bozukluğuyla ilgili soruları çözebilemiyor.(çözemiyor.)

 

·          Erdemlik, toplum çıkarını kişisel çıkarın önünde tutmaktır. (erdemlilik)

 

·          İçimde, oyundan alıkoyulmuş bir çocuğun can sıkıntısı var. (alıkonulmuş)

 

·          Konuşması ve yürümesi giderekten düzeldi. (giderek)

 

·          Beni en çok sevindiren senin geldiğindir. (gelmendir)

 

 

7.  TAMLAMA VE EK YANLIŞLIKLARI

 

Ortak tamlanana bağlanamayan tamlayanlar anlatım bozukluğuna yol açar.

İsim ve sıfat tamlamaları kurulurken kullanılmaması gereken ekin kullanılmaması veya fazladan kullanılması anlatım bozukluğuna yol açar.

 

·          Bayramda kamu ve özel kuruluşlar bir hafta tatil yapacak.

 

·          Kooperatifimizin üye ve ikinci başkanı Ali Bey aidatların artırılmasını istedi.

 

·          Kitap, toplumların gelişmesinde önemli bir yeri vardır.

 

·          Önce bu konuyu hem bilimsel hem de toplum açısından değerlendirelim.

 

·          Birçok sorular yine yanlış cevaplanmış.

 

·          Bir toplum, değer ölçülerinden kopması onu yozlaştırır.

·          Kanunlar hazırlanırken kişisel ve kamu yararı gözetilmelidir.

 

·          Birçok besteleri vardı.

 

·          Üç kişi toplantıda kavga ettiler.

 

·          Yasa tasarısında yüz yirmiden fazla milletvekillerinin imzası bulunuyor.

 

·          İlçemizde sanat ve kültürel etkinlikler düzenleniyor.

 

·          Bunu kendim ve arkadaşlarım adına istiyorum.

 

·          Bu haber hem ulusal hem de dünya basınında yer aldı.

 

·          Siyasi, askeri ve ekonomi alanlarında görüştüler. (1998)

 

Not: tamlayan olarak kullanılan zamir açıklama verilmeksizin kullanılmışsa o cümlede anlatım bozukluğu aramayacağız.

 

·          Yarışmada birinci olduğuna sevindim. (1991) +

 

·          Yaptıklarının yeterli olmadığını anlamaya çalışıyor.  (1996) -

 

 

 

8.TÜMLEÇ EKSİKLİĞİ

 

Birleşik ya da sıralı cümlelerde dolaylı tümlecin ortak öğe gibi kullanılmasından kaynaklanır.

 

·          Kardeşini yolda gördü ve bir şeyler söyledi

 

·          Derslerine çalışmıyor, ihmal ediyor.

 

·          Geçen yıllar bize ne getirdi, ne götürdü hiç düşündük mü?

 

·          Onu tanımıyor ve güvenmiyorum.

 

·          Ona inandım, gönülden sevdim.

 

·          Çocuk, düşüncelerine önem veriyordu; fakat babası önemsemedi.

 

·          Yaşamını zenginleştiren, anlam kazandıran birçok dostu var.

 

·          Kasabaya giderken de dönerken de aynı yolu kullanırdı.

 

·          Mehmet Amca, gençleri etrafına toplar, savaş anılarını anlatırdı.

 

 

9. NESNE EKSİKLİĞİ

 

Sıralı ve bağlı cümlelerde bir nesneye birden fazla yüklemin bağlanmasından kaynaklanır.

 

·          Kiralayacağımız eve baktık ve beğendik.

 

·          Yeni aldığı kazağını arkadaşına verdi ve onu bir daha alamadı.

 

·          Sana asla kızmıyor, çok seviyoruz.

 

·          Söylediğin öğrenciyi çok aradım; ama rastlayamadım.

 

·          Bu defa da çocukların isteğine uydu ve lunaparka götürdü.

 

·          Konuşmacının sözlerini beğeniyor ve konuşmadan sonra gönülden kutluyor.

 

·          Gençlerin deneyimsizlikten, bilgi eksikliğinden kaynaklanan sorunlarını yanıtlayarak yönlendirdi. (1999)

 

·          Çocuklara fıkra anlatıyor, çocukları güldürüyordu.

 

 

 

10.ÖĞE FAZLALIĞI

 

Cümledeki bir sözcük ya da söz öbeğinin yerine aynı ekleri almış kelimelerin kullanılması anlatım bozukluğuna yol açar.

 

·          Köyünü çok sever, onu hiçbir şeye değişmezdi

 

·          Öğrencilere faydalı bilgiler vermeye, onlara yeni ufuklar açmaya çalışırdı.

 

 

11.NOKTALAMADAN KAYNAKLANAN YANLIŞLIKLAR

 

Kimi yazım yanlışları ve noktalama eksiklikleri anlam belirsizliğine yol açar.

 

·          İhtiyar adama baktı.

 

·          Genç saçlarına ak düşmemiş, şiirimize, hikayeciliğimize taptaze bir hava getiren isimlerdi bu saydıklarım.

 

·          Bürodan çıktıktan sonra yemeye gittik.

 

·          Sahibinden temiz 91 ya da 92 model Şahin aranıyor.

 

·          Güler yüzlü insanların yardımına koşan biriydi.

 

·          Halk kahramanını kendisi seçer.

 

·          O köyde yaşamak istemiyordu.

 

·          Yabancı diplomatın yanına yavaşça yaklaştı.

 

·          Kadın polisi yanına yaklaştırmak istemiyordu.

 

·          Para sorununu kısa bir süre sonra çözdü.

 

·          Büyükannemin elmasını kimin aldığını bilmiyoruz.

 

·          Asker arkadaşıyla görüşecek.

 

 

 

12.ZAMİR EKSİKLİĞİNDEN KAYNAKLANAN YANLIŞLIKLAR

 

Kimi cümlelerde zamir eksikliği, anlam belirsizliğine yol açar. Bu da bir anlatım bozukluğuna yol açar.

 

·          Ceketini arkadaşına verdi.

 

·          Yarışmada birinci olduğuna sevindim.

 

·          Toplantıya erken geldiğine sevindiğimi belirtmeliyim.

 

·          Kitabını getirmeyi yine unuttum.

 

·          Vuracağını son anda fark ettim.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

B) ANLAMSAL BOZUKLUKLAR

 

 


 

1. GEREKSİZ SÖZCÜK KULLANIMI

 

Cümledeki bir söz ya da sözcük cümleden çıkarılınca cümlenin anlamı bozulmuyor veya daralmıyorsa, bu söz ya da sözcük gereksizdir.

 

·          Asker arkadaşımla bir yıldır karşılıklı mektuplaşıyoruz.

 

·          Erzurum’da hava sıcaklığı sıfırın altında eksi yirmi dereceymiş.

 

·          Henüz babam eve gelmedi daha.

 

·          Bayatlamış olan ekmekleri atmayın ineklere verelim.

 

·          Her belirti hastalık demek anlamına gelmez.

 

·          Niyeti bu kadar güzel havayı kaçırmadan Boğaz’da bir gezinti yapmaktı.

 

·          Osmanlı süsleme sanatında temel eser olarak sayılan kitap bir milyar liraya satıldı.

 

·          Karşılıklı görüşmeler üç yıl sürdü ama bunlardan bir sonuç alınamadı.

 

·          Buralara ayda yılda bir, seyrek olarak gelirdi.

 

·          Kendisine söylenen bu sözü duyar duymaz oturduğu yerden ayağa kalktı, kürsüye girdi.

 

·          Yağan yağmura veya kara aldırmaz kendini yollara vururdu.

 

·          Okulumuza yeni taşıt araçları alındı.

 

·          Halen yürürlükte bulunan bu kanuna göre suçlusunuz.

 

·          Onunla ilk tanışmamız sisli bir sonbahar akşamına rastlar.

 

·          Halamın evi eski antikalarla dolu.

 

·          Galiba başka çaresi yok gibi görünüyor.

 

·          Akşam çok düşününce ortaklıktan geri vazgeçtim.

 

·          Araba şu anda yola çıkmak üzere.

 

 

 

2. AYNI ANLAMA GELEN SÖZCÜKLERİN KULLANILMASI

 

Aynı anlamı karşılayan sözcüklerin bir cümlede kullanılması anlatım bozukluğuna yol açar.

 

·          Otobüste yaşlılara, hastalara ve ihtiyarlara yer verelim.

 

·          Bu konuya çok fazla önem ve ehemmiyet veriyorsun.

 

·          Olaylara çok duygusal hatta hissi yaklaşıyorsun.

 

·          Gerekli , lüzumlu gördüğün bütün belgeleri buraya gönder.

 

·          Gençlerin sağlıklarına, sıhhatlerine çok dikkat etmesi gerektiğini vurguladı.

 

 

3. SÖZCÜĞÜN YANLIŞ ANLAMDA KULLANILMASI

 

Cümledeki anlama uymayan bir sözcüğün, cümlede kullanılması anlatım bozukluğuna yol açar.

 

·          Herkesin gözü önünde adamı dövüp parasını çalmışlar.

 

·          Yarın yayınlayacağımız filmden küçük bir bölüm izleyeceksiniz.

 

·          Ülkemizde başarıyla gerçekleştirilen bu tür ameliyatlarda, ölüm şansı, Amerika’da yapılanlardan ancak yüzde bir fazladır.

 

·          Evimizde mutlaka bir kordela çiçeği beslememiz gerekir.

 

·          Yakalama şansımız iki kat arttı.

 

·          Bu sözlük Türkçe sözcüklerin tümünü kapsıyor.

 

·          Gerçekleri açıklayarak suçsuzluğunun kanıtlanmasına neden oldu.

 

·          Adamın saçı, sakalı ve tırnağı bir hayli büyümüştü.

 

·          Giydiğiniz kravat size çok yakışmış.

 

·          Bir fincan kahve alır mısınız?

 

·          Ağacın altına yayılıp  güzelce uyudu.

 

 

4. SÖZCÜĞÜN YANLIŞ YERDE KULLANILMASI

 

Verilmek istenen anlama bağlı kalınarak sözcük ya da söz öbeğinin yerli yerinde kullanılmaması anlam belirsizliğine ya da mantık yanlışlığına yol açar.

 

·          Harman yerinde ürettiği buğdayları ortağıyla bölüştü.

·          Geçen hafta kaybolan Fatma’nın çantası bulundu.

·          En çok olayların yaşandığı yer Kudüs’ün doğusundaki bölgelerdir.

 

·          İki güzel sesli adam vardır bu adada: biri benim.

 

·          Senaryo, kocasının yanlış rol oynaması ile baştan aşağı değişti.

 

·          İzinsiz inşaata girmek yasaktır.

 

·          Ağrısız kulak delinir.

 

·          Üç silahlı soyguncu yakalandı.

 

·          Domatesler çok suda kaldığı için çürümüş.

 

·          Bir gecelik dayımlar bize geldi.

 

·          Yeni yatağa girmiştim, zil çaldı.

 

·          Bugün şirkette başarıyla çalışan elemanlara törenle plaket verildi.

 

 

 

5. BİRBİRİYLE KARIŞTIRILAN SÖZCÜKLER

 

Anlamca, sesçe, yapıca birbirine benzeyen sözcüklerden cümlede verilmek istenen anlama uygun olanını kullanmamak anlatım bozukluğuna yol açar.

 

·          Mezun olduğu okuldan öğretim belgesi aldı.

 

·          Bu öğrenim yılı da mezun olamadı.

 

·          Bu davranış ona özeldir.

 

·          Çalıştığı şirkette etken bir göreve getirilmişti.

 

·          Başvurduğu işyerinden, son öğretim durumunu gösteren bir belge istediler.

 

·          Sanırım bu iki olay arasında hiçbir ayrıcalık yok.şairin ederleri yeniden yayınlanıyor.

 

·          Fiyatlar çok pahalı olduğu için satışlar çok durgun.(2000)

6. ÇELİŞEN SÖZCÜKLERİN BİR ARADA KULLANILMASI:

 

Anlamca birbiriyle çelişen sözcüklerin bir arada kullanılması anlatım bozukluğuna yol açar.

 

·          Yaklaşık olarak tam üç saat sonra Konya’da olacağız.

 

·          Mutlaka buraya zamanında gelebilir.

 

·          Gönderdiğim paketi, emin bugüne kadar almış olmalısınız.

 

·          Bugün buraya kesinlikle gelecek gibime geliyor.

 

·          Öykülerinde, mutlaka anlamın ve deneyimlerinin etkileri olduğunu sanıyorum.

 

·          Eminim en sağlıklı kararları sizler verecek gibisiniz.

 

 

7. DEYİM VE ATATSÖZLERİYLE İLGİLİ ANLATIM BOZUKLUKLARI

 

Deyimin cümledeki anlama uygun olmaması, sözcüklerinin değiştirilmesi anlatım bozukluğuna yol açar.

 

·          Öyle sevinmişti ki, burnundan soluyordu.

 

·          Yaptığı iyilikleri kafasına kakıyor.

 

·          Türk okuru için durum yukarıda anlatılanlardan uzun uzadıya farklı bir özellik taşımaz.

 

·          Atalarımızın boşuna dememiş, lafla yolcu gemisi yürümez, diye.

 

·          O kadar üzülmüştü ki üzüntüsünden etekleri zil çalıyordu.

 

 

 

8. MANTIK YANLIŞLARI:

 

Kimi cümlelerdeki anlatım bozukluğunu mantığımıza uymadığı için rahatça bulabiliriz.

 

·          Önümüzdeki haftanın önemli programlarından bazılarını sizlere hatırlatmaya çalıştık sayın dinleyiciler.

 

·          Uçak hızını azaltarak yere indi ve pist boyunca inişe devam etti.

 

·          Bu karar 25’e karşı 20 oyla alındı.

 

·          Atalarımız akıl yaşta değil baştadır demiş;bu nedenle insan yaşlandıkça daha akıllı oluyor.

 

·          Eleştirmen olarak on sayfasını okuyamadığım romanı, okur olarak sonuna dek okumak zorunda kalıyorum.

 

·          Siz sözlerimi nasıl dinlemek istiyorsanız öyle anlıyorsunuz.

 

·          O değil bu bir dahaki sene bu sene bile sınavı kazanamaz.

 

·          Beşiktaş değil Şampiyonlar Ligi Türkiye Lig’inde bile birinci olamaz.

 

 

 

9. KARŞILAŞTIRMA YANLIŞLARI:

 

Karşılaştırma anlamlı cümlelerin kimisinin birden çok anlama gelebilecek şekilde yorumlanması anlatım bozukluğuna yol açar.

 

·          Top oynamayı babasından daha çok seviyor.

·          Bütün bu olanlara sizden çok üzüldüm.

 

·          Ben şiiri  Ayşe’den çok seviyorum.

 

 

Cümle : Bir duygu, düşünce veya isteği kısaca bir yargıyı bildiren sözcük dizisine cümle denir.

ü  Çalıştım.

ü  Ders çalıştım.

ü  Sabaha kadar durmadan ders çalıştım.

Uyarı : Cümle yargı bildiren anlatım bütünlüğüdür. Buna göre yargı bildirmeyen biz söz öbeği, cümle değildir. Sözgelimi,Akıllı adam, bir sıfat tamlaması olup, cümle değeri taşımaz.  Oysa Adam akıllıydı. Dendiğinde bu bir yargı, bildirir ve cümle adını alır.

Cümlenin Öğeleri :

      Temel Öğeler :

 

YÜKLEM  

Cümlede iş, oluş, hareket, kısaca yargı bildiren sözcük veya söz grubudur. Bu tanıma dayalı olarak yüklemin iki şekilde karşımıza çıkabileceğine dikkat edelim.

Eylem Tabanı + Haber Kipi + Kişi Eki = Yüklem

Eylem Tabanı + Dilek   Kipi + Kişi Eki = Yüklem

Ad ve Ad Soylu Sözcük     + Ekeylem = Yüklem

Örnek :            Gurbetten gelmişimyorgunum hancı.

            Şuraya bir yatak ser, yavaş yavaş

UYARI : Ad ve ad soylu sözcükler ekeylemle çekimlenmeden de yüklem görevinde bulunabilir. Örnek :    İçimde tuhaf bir hüzün vardı. (var + idi)

            İçimde tuhaf bir hüzün var. (var).

Yüklemin Özellikleri :

ü  Yüklem, tek sözcükten oluşabileceği gibi söz öbeklerinden de (Ad ve sıfat tamlamaları, deyimler, ikilemeler, bileşik eylemler) oluşabilir. Örnek :

Birinci vazifen Türk istiklalini, Türk Cumhuriyeti’ni ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.

(Yardımcı eylemle kurulan bileşik eylem, yüklem durumunda)

Bu ev, kırmızı damlı eski bir köy eviydi.  (Yüklem, sıfat tamlaması durumunda)

Sizinle konuşan kadın, çocuğun halasıymış.(Ad tamlaması, yüklem durumunda)

O sabah güneş pırıl pırıldı.(İkileme, yüklem durumunda)

Bu kez galiba baltayı taşa vurduk. (Deyim yüklem durumunda.)

ü  Yalnızca ad değil, ad soylu tüm sözcükler ek-eylemle çekimlenerek yüklem olur. Örnek :

Yurdumuzu kurtaran, Atatürk’tür (Ad, yüklem durumunda)

Bendim geçen ey sevgili, sandalla denizden. (Zamir yüklem durumunda)

Biz üniversiteye giderken o küçüktü. (Adlaşmış sıfat, yüklem durumunda)

Onun kaliteli malları çoktur. (Zarf, yüklem durumunda)

Ak akçe kara gün içindir. (Edat öbeği yüklem durumunda)

Dilimizde sıkça kullanılan bağlaçlardan biri de “ve” dir. (Bağlaç , yüklem durumunda.)

Ağzından çıkan tek şey amandı. (Ünlem, yüklem durumunda)

ü  Eylemsilerden, adeylem ve sıfateylemler, ek-eylemle çekimlenerek yüklem olur. Örnek :

Bütün dileği insanların birbirini karşılık beklemeden sevmesiydi.(Adeylem, ek-eylemle çekimlenerek yüklem olmuş.)

Adam, uzaktan bir tanıdıklarıymış. (Sıfat eylem, ek-eylemle çekimlenerek yüklem olmuş.)

ü  Yüklem, pekiştirilmiş sözcüklerden de oluşabilir. Örnek :

Bütün gece konuştu da konuştu.

Bayram sabahı şehrin sokakları bomboştu.

Bütün çocukları çalışkan mı çalışkandı.

ü  Sıralı cümlelerde, iki farklı yargı aynı yükleme uyum gösterirse ortak yüklem kullanılabilir. Örnek :     Oğlan dayıya, kız halaya çeker. Bu bağımlı sıralı cümleyi yargı yönünden tek tek incelersek.            Oğlan dayıya çeker.

Kız halaya çeker.

            Bu cümlede “çeker” yüklemi ortak kullanılmıştır.

ü  Kimi durumlarda yüklemin anlatımdan düştüğü görülür. Böyle durumlarda okuyucu veya dinleyici yüklemi zihninden tamamlar. Örnek :

Ev yapacaksan tuğladan, kıza alacaksan Muğla’dan.

Yukarıdaki anlatım tamamlanırsa :

Ev yapacaksan tuğladan yap. Kız alacaksan Muğla’dan al.

UYARI : İki farklı yargının tek eylemsiye ve tek yükleme bağlanması çoğu kez yargılardan birinin eylemsiyle ya da yüklemle uyumsuzluğuna neden olur ve anlatım bozukluğu yaratır. Bu anlatım bozukluğuna yüklem eksikliği adı verilir. Bu durumda her farklı yargıyı ayrı bir yancümleye (eylemsiye) ya da yükleme bağlamak anlatım bozukluğunu ortadan kaldırır. Örnek :     Sigarayı az içkiyi de hiç içmez.

            Sigarayı az (içer), içkiyi de hiç içmez.

 

 

ÖZNE

Cümlede, yüklemin bildirdiği eylemi ya da yargıyı gerçekleştiren ve üstlenen öğe özne adını alır.  Özne bir kişi ya da birkaç kişiden oluşuyorsa yükleme “Kim? Kimler?” soruları; kişi dışında bir varlık, nesne ya da kavram ise yükleme “Ne? Neler?” soruları yöneltilir. Örnek :          Yazar, bu romanda sıradan bir olayı anlatıyor. (Anlatan kim? Yazar)

                        Özne                                                Yüklem

                        Seni de ansızın yakalar bir gün ölüm. (Yakalayan ne? Ölüm)       

                                                Yüklem            Özne

İki Çeşit Özne Vardır :

¨        Gerçek Özne : Yüklemde bildirilen eylemi ve yargıyı yapan, yerine getiren veya üstlenen varlık ve nesnedir. Örnek :

Divan edebiyatında işlenen konular, genellikle soyuttur. (Soyut olan ne?)

                   Gerçek Özne                                       Yüklem      

Hiçbir şair, hiçbir hikayeci yalnız bugün için yazmaz. (Yazmayan kim?)

      Gerçek Özne                                              Yüklem

¨        Sözde Özne : Yüklemde bildirilen eylemi yapan değil, yapılan eylemden etkilenen kişi, varlık ya da kavramlardır. Başka bir deyişle gerçek öznenin olmadığı cümlelerde asıl görevi, nesne olan sözcük sözde özne görevi üstlenir. Örnek :

Yeni öğretmenler, Doğu Anadolu’ya atanmış. (Atayan kim? Yok) (Atanan kim?)

    Sözde Özne                          Yüklem

Yerler, çok iyi temizlenmiş. (Temizleyen kim? Belli değil?) (temizlenen ne?)

S.Özne             Yüklem

UYARI : Sözde özne, yalnızca yükleminde bir eylemin bulunduğu eylem cümlelerinde yer alır. Ad cümlelerindeki özne, daima gerçek öznedir. Örnek :

Kültür mirasına sahip çıkmak, bilinçli bir tavırdır.

          Gerçek Özne                         Yüklem

Öznenin Özellikleri :

¨        Bütün ad ve ad soylu sözcükler, cümle içinde özne görevinde bulunabilir. Örnek :

Bağışlayın beni arkadaşlar. (Ad, özne durumunda)

   Yüklem             Özne

Ben, gül yanaklı bir çocuğa benzerim. (Zamir özne durumunda)

Özne                            Yüklem

Tembeller başarılı olamaz. (Adlaşmış sıfat, özne durumunda)

  Özne             Yüklem

Gece, bir tül gibi şehre iniyor. (Zarf özne durumunda)    

Özne                     Yüklem

Gibi, sözcükler ve kavramlar arasında benzetme ilgisi kurar. (Edat, özne)

Özne                                                                  Yüklem

Fakat, karşıt yargıları bağlar. (Bağlaç özne durumunda)  

Özne                  Yüklem

Ey, seslenme anlamı taşır. (Ünlem, özne durumunda)

Özne                  Yüklem

¨        Ad ve sıfat tamlamaları, deyimler ve ikilemeler özne olabilir. Örnek :

Sanatçının yaratıcılığı, sezgi ve duygu gücüne bağlıdır. (Ad tamlaması özne durumunda)

Kimi şair ve yazarlar, düşüncelerinin kolayca anlaşılmasını istemezler.

(Sıfat tamlaması, özne durumunda)

Pot kırmak, onun adetiydi. (deyim özne durumunda)

Konu komşu bu duruma ne diyecek. (İkileme, özne durumunda)

¨        Kimi durumlarda ara söz, özneyi açıklamak  amacıyla kullanılır. Bu kullanıma açıklamalı özne denir. Örnek :    Annem,beni doğurup büyüten o yüce insan, artık yoktu.

Sınıftan biri, genç bir kız, elini kaldırdı.

¨        Kimi sıralı cümlelerde her cümle için tek bir özne kullanılır ve ortak özne meydana gelir. Örnek :  Her canlı doğar, yaşar, ölür.    Bu sıralı cümleleri ayırırsak.

                    Her canlı doğar.

                    Her canlı yaşar.

                    Her canlı ölür.       “Her canlı” üç ayrı eylemi gerçekleştirdiği için ortak öznedir.

¨        Eylemsiler ve eylemsilerin de yer aldığı çeşitli söz grupları cümlede özne görevi yapar.

 

Örnek :            Yan Cümle        Temel Cümle

            Şiir okumak  /  büyük bir zevktir.

                           Yüklem                Özne

                        Yan Cümle           Temel Cümle

                        Çok Konuşanlar / Dışarı çıksın

                             Özne                    Yüklem               

UYARI :  İki cümlede tek özne bulunabilir. Böyle öznelere ortak özne denir. Ancak iki farklı yargının tek özneye bağlanması kim zaman yargılardan birinin özneyle uyum sağlayamaması sonucunu doğurur. Bu anlatım bozukluğuna özne eksikliği adı verilir. Örnek :

Hepsi ona gülüp geçmiş, onu dinelememişti.

Hepsi ona gülüp geçmiş, (hiçbiri) onu dinlememişti.

Özne – Yüklem Uygunluğu : Bir cümlede anlamın açık ve anlaşılır olması için özneyle yüklem arasında, tekillik- çoğulluk ve kişi yönünden uygunluk olmalıdır.

Özne ile Yüklem arasında iki yönden uygunluk vardır :

§   Tekillik-Çoğulluk Yönünden Uygunluk :

a)     Cansız varlıklar, soyut kavramlar insan dışındaki canlı varlıklar, organ ve zaman adlarının çoğul şekilleri özne olduğunda bunların yüklemleri tekil olur. Örnek :

Bütün eşyalar kapının önünde duruyor(lar).

Bu düşünceler çoktan eskidi(ler).

Kuzular uzaktan uzağa bağrıştı(lar).

Ağaçlar sonbaharda yapraklarını döker(ler).

Günler gittikçe uzuyor(lar).

Ellerim tutmuyor(lar).

b)    Özne birden çok sıfatın oluşturduğu sıfat tamlaması biçimindeyse yüklem genellikle tekil olur. Örnek : Bu iki kafadar yine yola koyuldu(lar).

c)     Sayı sıfatıyla kurulan tamlamalar özne olduklarında yüklem tekil olur. Örnek :  

İki adam seni arıyor(lar).

Sınıftan on kişi dışarı çıktı(lar).

d)    Belgisiz zamirler özne olduklarında yüklem tekil olur. Örnek :

Hepsi seni sormaya gelmiş(ler).

Bazıları  balık sevmez(ler).

e)     Mecaz-ı mürsel yoluyla oluşan topluluk adları, özne olduklarında yüklem tekil olur. Örnek :     Gol atılınca stad ayağa kalktı(lar).

Kasaba yollara döküldü(ler).

f)      İnsanlar için özne çoğul olduğunda yüklem tekil de çoğul da olabilir. Örnek :

Öğrenciler sınıfta ders dinliyorlar.

Öğrenciler, ders bitince evlerine gitti.

g)    Cümlede birden çok özne varsa yüklem de çoğul olur. Örnek :

A.    Muhip Dranas da Cahit Sıtkı da Fransız şiirini örnek aldıklarını kabul etmezler.

UYARI : Belgisiz sıfatların tamlayan olarak kullanıldığı sıfat tamlamaları özne olduğunda yüklem tekil de çoğul a olabilir.Örnek :

Kimi insanlar böyle düşünmez.

Kimi insanlar böyle düşünmezler.

Cansız varlıklar kişileştirilip özne görevinde kullanıldıklarında ve çoğul olduklarında yüklem tekil de çoğul da olabilir. Örnek :

Dağlar, doğan güne karşı hatalarını düşünüyorlar.

Nehirler burada şarkılar söylüyordu.

§   Kişi Yönünden Uygunluk :

a)     İkinci ve üçüncü kişiler özne olursa bunların yüklemleri ikinci çoğul kişi olur.   Örnek :            Sen ve Ahmet beni dışarıda bekleyin.

b)    Özne birinci ve ikinci kişi ya da  birinci ve üçüncü kişiyse yüklem birinci çoğul olur. Örnek :     O da ben de seni bekledik.

O konuya sen ve ben çalışacağız.

c)     Özne birinci, ikinci ve üçüncü kişiyse yüklem birinci çoğul olur. Örnek :

Oraya ben, sen ve Ahmet gideceğiz.

      Yardımcı Öğeler :

 

 

NESNE

 (Düz Tümleç) Öznenin yaptığı eylemden etkilenen varlık ya da nesnedir. Nesne, cümledeki kullanımına göre ikiye ayrılır :

§   Belirtili Nesne : Öznenin yaptığı işten etkilenen öğe adın “i” (gösterme, belirtme) durumuyla çekimlenirse belirtili nesne görevi yapar.

Belirtili nesneyi bulabilmek için yükleme “Kimi? Neyi? Kimleri? Neleri?” sorularından uygun olan biri yöneltilir. Örnek :

Çocuğun elindeki minik siyah köpeği hepimiz sevmiştik. (Neyi?)

          Belirtili Nesne

Bu işin peşinde olduğunu biliyorum, saklama. (Neyi?)

       Belirtili Nesne

Seni de onu da yakından tanıyoruz. (Kimi?)

Belirtili nesne

§   Belirtisiz Nesne : Öznenin yaptığı eylemden etkilenen öğe, ad durum eklerinden biriyle çekime girmişse cümle içinde belirtisiz nesne görevi yapar.

Belirtisiz nesneyi bulmak için yükleme “Ne?, Neler?” sorusu yöneltilir. Örnek :

Ona her zaman bir kucak dolusu çiçek götürürdüm. (Ne?)

Her gece, Kırmızı Başlıklı Kız adında bir masal anlatırdı.

                Belirtisiz Nesne

Nesnenin Özellikleri :

a)     Nesne, yalnızca yükleminde eylem olan cümlelerde bulunur. Yükleminde ad ve ad soylu sözcüklerin bulunduğu cümlelerde nesne olmaz. Örnek :

Bu adam, sorduğum tüm soruları yanıtsız bıraktı.

            Nesne                                Eylem

b)    Nesne, tek sözcük olabildiği gibi sözcük grubu da olabilir. Örnek :

Kalemleridefterlerikitapları, üst üste yığdı.

          Nesne Öbeği

c)     Bazı cümlelerde ara söz, nesneyi açıklamak için kullanılır. Buna açıklamalı nesne denir. Bu söz, nesneyle birlikte tek öğe olarak değerlendirilir. Örnek :

Babamıo büyük insanı, bir daha görmeyecektim.

  Nesne   Açıklamalı Nesne

Yaşlı kadın, çocuğu – o kuru, sıska vücudu – son bir kez  kucakladı. 

                    Nesne      Açıklamalı   Nesne 

d)    Kimi bileşik cümlelerde birden çok çekimli eylemin ya da eylemsinin anlamını tek nesne tamamlayabilir, buna ortak nesne denir. Örnek :

Kitabı eline aldı, bir süre okudu, sonra yerine koydu.

(Kitabı belirtili nesnesi aldı, okudu, koydu eylemlerinin ortak nesnesidir.)

e)     Eylemsiler ve eylemsilerin de yer aldığı çeşitli söz grupları cümlede nesne görevi yapar. Örnek :

Yan Cümle                   Temel Cümle

Onun buraya gelişini /    görmedim.

    Belirtili Nesne               Yüklem

Yan Cümle                   Temel Cümle

Ders çalışmayı        /     istemiyor.

Belirtili Nesne                Yüklem

 

DOLAYLI TÜMLEÇ

 -e, -de, -den

                                                           Kime?               Bunu bir de babama soralım.

            -e durum eki     Yönelme          Neye?               Çocuk bir süre kitaba baktı.

                                                           Nereye?            Okula dilekçe verdim?

                                                          

                                                           Kimde?             Ahmet’te aynısından var.

            -de durum eki   Bulunma          Neyde?             Yazıyı kitapta görmüş.

                                                           Nerede?            Onu geçen gün sokakta gördüm.

 

                                                           Kimden?           Dedemden bütün aile çekinirdi.

            -den durum eki  Çıkma              Neyden?           Şekerden böcek çıktı.

                                                           Nereden?          Uzaktan bir ses duyuldu.

            Dolaylı Tümlecin Özellikleri :

a)     “e, de, den” durumuyla çekimlenen sözcükler, eylemi zaman değil, durum yönünden etkilerse dolaylı tümleç olmaz. Zarf tümleci veya edat tümleci görevinde bulunur. Örnek :     Sabaha orada oluruz (Ne zaman?)

Zarf tümleci

Altı yaşında okuma öğrendi. (Ne zaman?)

Zarf Tümleci

 

Sabaha kadar ders çalıştık. (Ne zamana kadar?)

Edat Tümleci

b)    Kimi cümlelerde ara söz, dolaylı tümleci açıklamak amacıyla kullanılır ve açıklamalı dolaylı tümleç meydana gelir. Örnek :

Memleketine,    özlemini çektiği o yerlere,       dönüyordu.

Dolaylı Tümleç  Dolaylı tümlecin açıklayıcısı    Yüklem

c)     Sıralı cümlelerde dolaylı tümleç, birden çok cümlenin ortak öğesi olabilir. Buna ortak dolaylı tümleç denir. Örnek :

Ona çok kızıyor, her gördüğü yerde bağırıyordu.

Ona çok kızıyor.

Ona her gördüğü yerde bağırıyordu.

d)    Eylemsiler ve eylemsilerin de yer aldığı çeşitli söz grupları cümlede dolaylı tümleç görevi yapar. Örnek :         Yan Cümle                              Temel Cümle

Ondan duyduklarına /    inanamayacaksın.

Dolaylı Tümleç              Yüklem

Yan Cümle                   Temel Cümle

Buraya geldiğine /         bin pişman oldu.

Dolaylı tümleç               Yüklem

Uyarı : Dolaylı tümleci bulmak için soruları “Neyden?” sorusu ile zarf tümlecinin sorusu olan “Neden?” sorusu birbirine karıştırılmamalıdır. Örnek :

Bu düşünceleri okuduğu kitaplardan edinmiş.  (Neyden?)

Sıkıntıdan ne yapacağını şaşırmış. (Neden?)

Yukarıdaki birinci cümlede “Neyden” sorusuna yanıt veren ve cümleye içinden anlamı katan “okuduğu kitaplardan” söz grubu cümlede dolaylı tümleç görevinde bulunurken, ikinci cümlede şaşırma nedeni olan “sıkıntı” sözcüğü, eylemin nedenini bildirdiği ve “Neden?” sorusuna yanıt verdiği için cümlede zarf tümleci görevi yapmaktadır.

 

ZARF (BELİRTEÇ) TÜMLECİ

 Yüklemi zaman, durum, miktar, ölçü, yer yön ve soru yönünden gösteren sözcük ya da sözcük öbekleri cümle içinde zarf tümleci görevi yapar.

§   Yükleme yöneltilen “Nasıl?” sorusu durum zarfı tümleciyle ilgilidir. Örnek :

İnsan düşündüklerini açıkça söyleyebilir. (Nasıl söyleyebilir?)

Damlaya damlaya göl olur. (Nasıl göl olur?)

Olanları ağlaya sızlaya anlattı. (Nasıl anlattı?)

§   Yükleme yöneltilen “Ne zaman?” sorusu, zaman zarfı tümleciyle ilgilidir. Örnek :

O acılı haberi duyunca çok üzülmüştü. (Ne zaman üzülmüştü?)

Tren on beş dakika sonra burada olur. (Ne zaman burada olur?)

Gelecek ay yeni bir araba alalım. (Ne zaman alalım?)

§   Yükleme yöneltilen “Ne yöne? Ne taraf?” soruları yer-yön zarf tümleciyle ilgilidir. Örnek :        Biraz bekleyip aşağı indim. (Ne yöne?)

Az önce dışarı çıktı. (Ne tarafa?)

Korkudan bir adım geri çekildim. (Ne yöne?)

§   Yükleme yöneltilen “Ne kadar? Kaç tane?” soruları azlık-çokluk zarf tümleciyle ilgilidir. Örnek :            Onu bir saat dahabekleyelim. (Ne kadar bekleyelim?)

Bugün bırak, yeterince çalıştın. (Ne kadar çalıştın?)

Çocuk ablasından biraz daha çalışkandı. (Ne kadar çalışkandı?)

§   Soru zarfı tümleci, yüklemi durum, zaman, yer-yön, miktar, ölçü olarak soru biçiminde etkiler. Örnek :           Nasıldayanırım sensizliğe nasıl?

Neden yapmadın söylediklerimi?

Niye bakıp duruyorsun yüzüme?

UYARI : Yer-yön bildiren sözcükler ad durum ekleriyle çekimlenirse zarf tümleci değil, nesne ya da dolaylı tümleç görevi yapar. Örnek :

Bir de aşağıyı temizle. (Neyi?)

        Belirtili nesne

Sizi içeride bekliyor. (Nerede?)

     Dolaylı tümleç

Yukardan gürültü geliyor. (Nerden?)

Dolaylı tümleç

Zarf Tümlecinin Özellikleri :

a)     Ara söz, kimi cümlelerde zarf tümlecini açıklamak amacıyla kullanılır ve açıklamalı zarf tümleci meydan gelir. Örnek :

Önümüzdeki haftaPazartesi günü, yeni bir sınav var.

   Zarf Tümleci        Zarf tümlecinin açıklayıcısı     Yüklem

b)    Bağ eylemlerin yer aldığı çeşitli söz grupları cümlede zarf tümleci görevi yapar. Örnek :         Yan Cümle                  Temel cümle

Eve uğrayıp      /           eşyalarımı alacağım.

Zarf Tümleci                                   Yüklem

Yan Cümle                   Temel cümle

Düşünmeden   /            hareket etme.

Zarf tümleci                  Yüklem.

c)     Sıralı cümlelerde zarf tümleci birden çok cümlenin ortak öğesi olarak kullanılabilir ve ortak zarf tümleci meydana gelir. Örnek :

Sana her zaman güvendim, inandım.

Sana her zaman güvendim.

Sana her zaman inandım.

d)    Bir cümlede aynı veya ayrı türden birden fazla zarf bulunabilir. Aynı türden olan aynı soruya yanıt veren zarfların tümü aynı öğe olarak alınır. Ancak sorular farklı olduğu sürece bunlar ayrı ayrı değerlendirilip ayrı zarf tümleçleri oluşturur. Örnek :

Görmeden, bilmeden, vermeden akıyorsun.

      Zarf tümleci (Nasıl?)

Ertesi sabahdinlenmiş bir biçimde güverteye geldi.

Zarf tümleci         Zarf tümleci

(Ne zaman?)        (Nasıl?)

UYARI : Sıralı cümlelerde ortak kullanılan zarf tümleci ilk yükleme uygunken, diğer yükleme uymayabilir. Bu anlatım bozukluğu zarf tümleci eksikliği olarak değerlendirilir. Örnek :

Annem hiçbir zaman kendini düşünmedi, bizim mutluluğumuz için çalıştı.

Annem hiçbir zaman kendini düşünmedi; her zaman bizim mutluluğumuz için çalıştı.

 

EDAT TÜMLECİ

Cümleye amaç – sonuç, özgürlük, benzerlik, eşitlik, birliktelik, araç anlamı katan ya da sözcük öbekleri cümle içinde edat tümleci görevi yapar. Örnek :    Gemiler, güneye doğru yöneldi. (Nereye doğru?) (yön)

      Babama göre çalışan kazanır.   (Kime göre?)                        (görelik)

      Rahat uyumak için ılık bir duş aldı. (Niçin?)               (amaç)

      Çocuk, elindeki küçük kovayla su taşıyor. (Neyle?)    (araç)

      Okula annesiyle gidecekmiş. (Kimle?)                                  (birliktelik)

      Sen gelinceye kadar işleri bitiririm. (Ne zamana kadar?)        (zaman)

      Öğelerle ilgili Uyarılar :

Öğe Vurgulaması : Cümlede, yüklemden hemen önce gelen öğe, kullanıldığı yere göre en çok vurgulanan öğedir. Örnek :

Ayşe, yazdığı cümleyi arkadaşına yüksek sesle okudu.

Ayşe, yazdığı cümleyi yüksek sesle arkadaşına okudu.

Ayşe, arkadaşına yüksek sesle yazdığı cümleyi okudu.

Arkadaşına, yazdığı cümleyi yüksek sesle Ayşe okudu.

Soru edatı “mi” cümlede hangi öğeden sonra kullanılırsa o öğeyi vurgulamış ve o öğeyi buldurmaya yönelik kullanılmış olur.Örnek :

Bütün bunları sana Ayşe mi söyledi?

Ayşe, sana bütün bunları mı söyledi?

Ayşe, bütün bunları sana mı söyledi?

Ayşe, bütün bunları sana söyledi mi?

Cümlede kullanılan soru sözcükleri herhangi bir öğeyi buldurmaya yönelik  olabilir. Örnek :

Bu kitabı benden sonra kim okumak ister? (Soru, özneyi buldurmaya yönelik)

Bu eteğin üstüne ne giyeceksin? (Soru, belirtisiz nesneyi buldurmaya yönelik)

Bu soruyu nasıl çözdün? (Soru, zarf tümlecini buldurmaya yönelik)

Dün akşam nereden geliyordun? (Soru, dolaylı tümleci buldurmaya yönelik)

Yerleri neyle sildin? (Soru, edat tümlecini buldurmaya yönelik)

Bugün kimi gördün? (Soru, belirtili nesneyi buldurmaya yönelik)

Öğe Çözümlemesinde Dikkat Edilecek Noktalar :

§   Bir cümlede önce yüklem bulunmalı, yüklem bulunduktan sonra yükleme yöneltilen sorularla özne ve diğer öğeler tespit edilmelidir.

§   Yükleme, doğru sorular yöneltilmelidir; çünkü yanlış sorular yanlış sonuçlar doğurur.

§   Cümle, öğelerine ayrılırken hiçbir sözcük ve sözcük grubu açıkta kalmamalı, hepsi yüklemle bir bağlantı kurarak bir öğe değeri kazanmalıdır. Yalnızca bağlaçlar bu kuralın dışında kalabilir.

§   Bağlaçlar, cümle içinde tek başlarına herhangi bir öğe olamazlar. Ancak bağlandıkları bir söz grubu içinde görev kazanma özellikleri vardır.

§   Bir cümle öğelerine ayrılırken, belirli söz gruplarının (deyimler, ikilemeler, tamlamalar, bileşik eylemler) kalıp olduğu ve cümlede tek öğe olarak değerlendirilmesi gerektiği dikkate alınmalıdır.

§   Bazı cümlelerde aynı öğe olan dil birliklerinin arasına başka söz grupları da girebilir. Bu durumda dil birliği bozulur ve aradaki söz grubu farklı bir öğeyi oluşturabilir. Örnek :  

Babamın çarşıda böyle küçük bir dükkanı vardı.

            Dolaylı Tümleç

§   Ara cümleler, asıl cümlelerin herhangi bir öğesi olamayacakları için cümle öğelerine ayrılırken farklı değerlendirme yapılmalıdır. Örnek :

Hızlı hızlı yürüyordu,  çünkü yağmur yağıyordu, avluyu geçip fakülteye girdi.

                                   Ara cümle        

§   Ara sözler, asıl öğe ile birlikte değerlendirilmeli, ikisi de aynı öğe öbeği sayılmalıdır.   Örnek :             Aşağıları, kayaların diplerini, iyice araştırmalı,

    Açıklayıcı ara söz

      Öğe Tablosu :

 

 

 

ÖĞELER

ANLAM

YÜKLEME YÖNELİK SORULAR

ÖZNE

Yüklemi yapan yükleme konu olan

Kim,Kimler,Ne,Neler

NESNE

Belirtisiz Nesne

Yüklemin Etkisini Üzerine Alan

Ne

Belirtili Nesne

Neyi, Kimi

Dolaylı Tümleç

Yönelmeli

Yüklemin Bulunduğu, Yöneldiği Ayrıldığı Kavramdır.

Neye, Nereye, Kime

Bulunmalı

Neyde, Neyden, Nerede,Kimden

Çıkmalı

Neden, Nereden, Kimden

Belirteç Tümleç

Durum

Yüklemi Türlü Anlam Özellikleriyle Tamamlayan Öğedir.

Nasıl, Ne durumda, Ne biçimde

Zaman

Ne zaman, Ne zamandır...

Ölçü

Ne kadar, Nice, Ne ölçüde

Yer-yön

Nereye, Ne yöne...

Neden

Ne, Niçin, Ne diye...

Soru

 

İLGEÇ TÜMLECİ

Cümlede amaç, araç, birliktelik, görelik, neden, yön zaman gibi anlam ilgileri oluşturur.

Niçin, Ne ile, Kiminle, Neye (Neye) göre, Ne gibi, Ne için, Nereye doğru, Ne zaman...

 

 

 

 

Uyarı!

Bu sitede yer alan tüm içerikler bilgi verme amacıyla paylaşılmıştır. Telif hakkı olan yazıların, resimlerin ve diğer materyallerin kaynak gösterilmeden tümünün ya da bir kısmının herhangi bir şekilde dağıtılmasından ya da yayınlanmasından kaynaklanacak hukuki durumlardan sitemiz sorumlu tutulamaz. 

Paylaşılan kaynaklar, belgeler, yazılı sorular, testler tamamen fikir edinilmesi amacıyla sitemizde yer almaktadır. Özellikle sitemizde yer alan yazılı sorularının birebir kullanılmasının -hukuki mahzuru olmasa da- etik olarak doğru olmadığını düşünüyoruz.

Sitemizle ilgili her türlü düşüncelerinizi, paylaşmak istediğiniz materyalleri Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. adresine gönderebilirsiniz.

Faydalı olabilmek dileklerimizle...